Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim Allah`tan başka ilah olmadığına Allah`ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed`in onun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsa`nın da Allah`ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem`e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır.

« Önceki | Sonraki »

21/10/2007

1829 Kere Seni Seviyorum...

Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim...
Ve sen çağırdığına pişman olabilirsin!

-Sen geç bakalım dalganı...

-Dalga geçmiyorum ben...

- Bende... 1827. kez söylüyorum, SENİ SEVİYORUM!...

- Yapma! Allah aşkına... Aşk sence sevmek midir sadece?.. Aşkın anlamı
severken, sevilmektir de aynı zamanda. Tek taraflı aşk, platonik
olmaktan öte gidemez ve her platonik aşkın altında biraz mazoşistim
yatar. Sen mazoşist misin?

- Hayır! Ben sadece aşığım....

- Bende değilim ve olmaya hiç niyetim yok...

- Tamam, pekiyi. Mazoşist bir aşığım, ama en azından aşığım. Peki sen
nesin? Bir hiç... Aşktan korkan bir zavallı...

- Bir zavallı olmayı asla kabul edemem, çünkü değilim. Sadece,
kırıklarını aldırdım kalbimin, çıkartıp astım portmantoya!!!

- Sen kalbini istediğin sekilde kullan, istediğin yere as!, istersen
git dar ağacına as! Ama bana karışma, TAMAM MI??

- Tamam canım, İSTER SEV, İSTER NEFRET ET! Hem niye kızıyorsun... Hani
beni seviyordun? Seven, sevilene böyle bağırır mı?

- Evet seni seviyorum... 1828 oldu...

- Bu kaç bine kadar sürecek sence?

- Sende beni sevdiğini itiraf edinceye kadar...

- Hımmmm... Tam tahmin ettiğim gibi ..Tam bir erkek mantalitesi, tabii,
bende seni sevdiğimi söylediğim gün ve anda, beni sevdiğini söylemekten
vazgeçeceksin değil mi? Nasılsa kaleyi fethetmiş, zaferini kazanmış
olacaksın, ve AŞK İLK ÖLÜMCÜL DARBESİNİ ALMIŞ OLACAK...Kaçınılmaz sona
yaklaşacak yavaş yavaş...

- Hayyyyyyddaaaaaaa !!! Ya sen ne garip bir insansın.... Yemin ederim
bazen kendime şaşıyorum, ben sana nasıl asık oldum? Kaçınılmaz son
neymiş pekiyi...?

- Kaçınılmaz son, geriye kalan, bölünmüş darmadağın olmuş duygu
parçaları. Sana gelince, sen mazoşistsinde ondan bana asık oldun, tek
istediğin acı çekmek... Belki de biraz sadistsin, beni de kendine aşık
ettirip bana da acılar yaşatmak istiyorsun...

- Pes doğrusu...TEK SUÇUM SANA ASIK OLMAK! ben sadece asığım,
asık!Tabii senin gözünde mazoşist ve sadist bir aşık! Sen nesin peki?
Sen bir aşık bile değilsin, buna ne demeli? TAŞ KALPLI, duygu fakiri...

- Aşık olmak isteyen kim? Aşk bu fani dünyanın fani bir duygusudur...
Insanı sömürür... İnsani parçalara böler ve her parçadan, yeni bir
başka sen doğmasına sebep olur ki, bu parçaların ham maddesi
acıdır...Sende, senden yeni doğan senleri tanımak için, yıllarca
uğraşır durursun. Bir aşkın arkasından, değer mi?

- Tabii değer. Aşk yeryüzünde ki en kutsal duygu, yaşattığı tüm acılara
değer! Bence sen aşktan çok, aşkın içinde barındırdığı hüzün, öfke,
mutluluk, kıskanma, sahiplenme ve göz yaşını yasamaktan korkuyorsun! Ve
böylece duygusuz olarak yaşamayı yeğliyorsun, oysa bu duyguları sadece
aşk içinde yaşamayız ki, hayatımızın her kesiminde yer alır bu
duygular, bu duygulardır aslında bizi biz yapan ve bilsen neleri
kaybediyorsun, aşksız yaşamayı seçerek. Oysa ne kadar kaçsan da o
duygular bir gün seni bulacak...Çünkü dünya var oldukça aşk da var
olacak,sen kabul etsen de etmesen de!Zaten hep vardı...

- Hiç de değil! Aşk gelip geçici bir duygudur...İnsan sadece bir kez
asık olur, O da askın ne illet bir şey olduğunu bilmediği için, sonra
biraz akıllı ise AŞKI öğrenir ve bir daha asık olmaz...sevebilir tabii
, ona itirazım yok...

- Sence aşık olmak ile, sevmek arasında ki fark ne?

- Aslınsd hem birbirine çok yakın, hem de çok uzak iki duygu!

- Nasıl yani? Açıkla...

- Konuyu nereye çekmek istiyorsun?

- Konuyu buraya sen getirdin, benim konu falan çekiştirdiğim yok...Hadi
dinliyorum.... Açıkla bakalım! Aşk ve sevmek ve aralarında ki fark?

- Aşk içinde , mutluluğu,hüznü, hazzı, sahiplenmeyi, kıskanmayı, öfkeyi

barındırır. Çok karışık duygular yumağıdır, şiddetli yaşanır. Hatta bu
duyguların en yüksek dozda yaşanma seklidir... Sevgi ise aşkın daha
uysal halidir, daha halimsalimdir. Kesinlikle, aşk gibi yıkıcı ve
kırıcı degildir, bu yüzden ömrü daha uzundur.
- Evet?

- Evet ne?

- Devam et?

- Şu anda aşık olduğunu söyleyen sensin, ben değil.. Sen tarif et askı,
ben taş kalplide ögreneyim. Hem 1829 a ne oldu?

- 1828 de durdu...

- Neden?

- Sen öyle istediğinden...

- Yani 1828 de durdu, öyle mi?

- Öyle...

- Aşk yılmak mıdır?

- Aşk nazlanmak mıdır?

- Ben nazlanmıyorum..

- Nazlanıyorsun, üstelik korkuyorsun...

- Senden mi?

- Aşktan...

- 1829. kere beni sevdiğin söylemeyecek misin?

- Beni sevmeyen birine 1828 kere söyledim. Bu kadar yeter!

- Yıldın işte...

- Yılmadım sadece yoruldum...

- Neden beni sevmekten mi?

- Hayır seni sevdiğimi söylemekten...

- Beni sevdiğini söylemekten yorulan, kısa bir süre sonra beni
sevmekten de yorulur.

- ...........

- Neden susuyorsun...?

- Çünkü ben bir sadist ve mazoistim. Sen konuşmamı istedikse susuyorum,
susamı istediğin zamanda konuşuyorum. Sana acı vermek için, birde sana
asık bir mazosittim ya, sen acı çekiyorsun diye, bende acı cekiyor ve
böylece kendime de bir başka acı yaşatıp, cifte mutluluk duyuyorum.
-Çok komıksın!

- Senin kadar degil...

- Benim nerem komik? Ben cok ciddiyim...

- Aşktan korkman komik ve bunu itiraf bile edememem komik.

- Bak ben aşktan korkmuyorum, sadece aşkı tanıyorum. Aşk acı demektir

ve ben, sen bu acıları yaşa istemiyorum...
- Neden?

- Acı çekme diye...

- Benim acı çekip- çekmemem, seni neden ilgilendiriyor?

- Çünkü seni seviyorum ama dostça!

- Dostça?

- Evet!

- ..........
- ..........
- İlk aşkın kimdi?

- Bir yaz aşkı idi... Hani bir şarkı var ya, sanırım Zerrin Özer
söylüyordu... Sen bana, ben sana komşu evlerde, kök sarmaşıklar gibi
sarıldık o yaz...!!

- Ondan sonra mi kalbinin kırıklarını aldırdın ve astın portmantoya?

- Hayır! Daha sonra...

- Ne kadar sonra?

- Akıllanmam için gerekli zaman geçtikten sonra...

- Sen akıllı mısın şimdi?

- Tabiiiiiii..

- Pekiyi,çok zeki kız! Seni aklınla baş başa bırakıyorum...

- Nereye?

- Dışarıya çıkacağım, yürürüm belki biraz!

- Hadi git! Beni benimle bırak giderken... Başka bir şey istemem
ayrılırken!

- Bak bana sürekli şarkı sözleri ile karşılık verip durma!Hem tüm bu
şarkıların ilham kaynağı, üzgünüm ama AŞK. Sen inanmazsın ya hani,
belirteyim dedim.

- Sen beni sevdiğini 1829. kez söylemeyecek misin şimdi?

- Hem beni sevmiyorsun, aşk fanidir diyorsun, kalbini çıkartıp

portmantoya asıyorsun. Hem de seni sevdiğimi söylemeni istiyorsun?
Neden?

- Şey.... yanii.... Alışkanlık galiba... Eee kolay değil, 1828 kere
beni sevdiğini duydum..

- Sigarayı bırakabildiğine göre bu alışkanlığından da vazgeçebilirsin
sanırım, bence vazgeçsen iyi olur! Çünkü artık o dememi istedigin seyi
söylemiyecegim... 1828 kere yeterli bir aşk için...

- Yani söylemeyeceksin?

- Niye söyleyim?.. ben sadist, mazoist biriyim.

- Tam öyle demek istemedim aslında..

- Ne demek istedin?

- Ben şey... galiba şey demek istedim.... Birinden sevildiğini duymak
yine de güzel bir şey demek istedim...

- Sevdiğin birinden de, sürekli sevilmediğini duymak hiç güzel bir şey
değil...
- ........
- ........
- Ben cıkıyorum, görüşürüz...

- Nereye gidiyorsun?

- Bilmiyorum, sadece gidiyorum...

- .....?

- Efendim?
- ........
- Seni dinliyorum....

- Şey diyecektim....

- Ne diyecektin?

- Şey... Senin hızına yetişmek pek kolay değil ama...
- Evet?

- Galiba...

- Evet?

- Şey...GALİBA GİTMENİ İSTEMİYORUM..

- Neden?

- Çünkü galiba BENDE, seni seviyorum 1!

- Biliyorum... Ben de seni seviyorum...1829...

9/10/2007



SEN'LE SOHBET...

Sevmek...
"Sevmek" dedim.
"Yoluna ölmek" dedi.
"Yol" dedim.
"Alıp başını gitmek" dedi.
"Gitmek" dedim.
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.
"Dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"Yürek" dedim.
"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"Dünya" dedim.
"Hayatın bir yüzü" dedi.
"Yüz" dedim.
"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"Giz" dedim.
"Hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"Çalışmak" dedim.
"Bitmeyecek öykü" dedi.
"Öykü" dedim.
"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"Gizlemek" dedim.
"İşte, her şeyin bitimi" dedi.
"Şey" dedim.
"Sevda" dedi.
"Sevda" dedim.
"Peşinden koştuğum" dedi.
"Koşmak" dedim.
"Hayat, bir maraton" dedi.
"Hayat" dedim.
"Öyle kısa ki!" dedi.
"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Aşk" dedi.
"Kaç kere?" diye sordum.
"Bin kere" dedi, "Milyon kere"
"Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"
"Acı çekmek mi?" diye sordum.
"Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"Yok olunca!" dedim.
"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"Gerçek aşk!" dedim.
"Büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"Neden sustun?" diye sordu.
"Yüreğim titredi sanki" dedim.
"Neden?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"
"Evet" dedi, "Büyük O!"
"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğini aç" dedi.
"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"Tebessüm" dedim.
"Her kapının anahtarı" dedi.
"Kapı" dedim.
"Girmeden bilemezsin" dedi.
"Ya korku!" dedim.
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"Ben bilmiyorum" dedim.
"Neyi?" diye sordu.
"Ben'i" dedim.
"Sen kimsin?" diye sordu.
"Ben kimim?" diye sordum.
"Sevgiyle beslenensin" dedi.
"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"Büyük O'nun" dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi.

16/9/2007

Seni Özlüyorum...

Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile.
Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın.
Her gün içimi ısıtan asıl sensin sıcacık ışıklarında tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içine doluştuğunbir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum.
Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefesde gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlık hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu, özlüyorum seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum.

16/9/2007

Veda...

İlk defa hoşçakal diyoruz birbirimize...Elim varmıyo son mesajım yazmaya...Ama evet son mesajım..Çok büyük bişeyi feda ettik biz ailen için.Tek dileğim bundan sonra evinde huzurlu uyuyabilmen.Onlar bizden güçlü çıktılar.Bütün hayallerimizi bi kutuya koyup kaldırdım.Su'yu da az önce çıkarıp attım içimden...Kalbimi gömdüm ben şimdi.Tavuklu pilav 7ğimiz yere, Bahçelievler'in bütün parklarına, Taksim'den Eminönü'ne giden yoldaki kaldırım taşlarına, Galata Kulesi'nin dibine, Tiyatro islediğimiz binaya, tiyatrodan sonra zor-bela bindiğimiz minibüse, Onur abinin evine, ofisine, Murat abinin evine, Bakırköy Ormanı'na :) , Burgaz rakının dibine, patsoya...Dedin ya herşeyde sen varsın die.. Eve girdim aaa dedim ayranla pide 7ğimiz koltuk...Her yer sen artık BEBİKim:) Eldivenin birini bende unutmuşsun...Kalbimin yarısını beynimin tamamını sende unuttum...Bigün tekrar kalplerimizi birleştirmeye gücün olursa çık karşıma.Herşeyi bırak gel de...1 kez de sös hemen gelirim..Sen benim asla durmayacak kanayan yaramsın..bi yarabandı bile yapıştıramayan beceriksiz bi hemşire kendi yarasını nasıl onarsın..bigün karşılaşırsak seni göstericem ve dicem ki : bi aşk yaşadım ben şu adamla ben diyim 2,5 ay sen de 2,5 asır. Hiç olmadığım kadar mutluydum.Köhne hayatımın bitanecik mucizesi, Serenay'ın ve Engin Deniz'in babası, benimde bitanecik canım kocamdı.Ama OLMADI dicem..Şimdi ikimizede yeticek ayakta durma gücüm yok.Öyle ki ben bile duramıyorum.Patates gibi yatıyorum :( Sana verdiğim sösleri hep tutucam.Bigün gidip patatesi sırf mayonezle yicem..Özel günlerimizi hep hatırlıycam.. Kalbinin yerinden çıkıp bana sarılmak istercesine atışınıda..Geceleri hep yatağın sağ tarafına yat..Yüzünü de bana dön..Ben her gece yanında olucam..Kendine türk kahvesini şekerli yapan bi kız bul..Arkadaşlarının da seveceği..Biliorm unutmicaksın beni..Hem unutma unutursan hissederim :) Bidaha bu kadar güzel bi aşk yaşamam.. Birlikte olacağım kimseye de yaşatmam..Hep sadıktım sana..Öyleki ; Adamlığımın, kişiliğimin aynasıydı sadakatim...! Huzurumdun... CANımdın, hayatımdın, bitanemdin, bebeğimdin, çocuklarımızın babası bitanecik canım kocamdın, mutluluğumdun...Hep mutlu ol... HOŞÇAKAL YOSUN GÖZLÜM... Her zaman senin...

16/9/2007

Asıl veda bu;

 Bu sana yazdığım son mesaj.Ne yazıcağımı inan bilmiyorum.Yine ilk günlerdeki gibi içimden gelenleri söliycem.Bugün günlüğüne de yazdım,seninle birlikte olduğum süre içinde bana bugüne kadar hiç tatmadığım kadar huzur verdin.Sıkıntılarımda yüzümü güldürdün.Güçsüz kaldığım anlarda bana dayanma gücü verdin.Hani dedin ya koltuk değneklerimi alıp gidiyosun diye,bilki seni ayakta tutabilme güzünü yine senden alıyodum.Eğer beni böylesine sevmeseydin,inan sana destek olmaya,tökezlediğin yerde seni ayakta tutmaya gücüm olmazdı.Tüm hayatım boyunca sonsuza dek hatırlayacağım bisürüler hatıram oldu seninle.Müthiş bir aşk yaşattın bana. Düşünüyorumda herşey harikaydı.Kavgalarımız küçük sebeplerdendi.Barışmamız çok kısa sürüyordu.Birbirimize iyice alışmıştık.Herşey ama herşey harikaydı.Hiç tahmin etmezdim böyle bir sebepten dolayı biteceğini.Hep ailemin karşı duruşunu nasıl yıkabileceğimi düşünüyodum.Bukadar çaresiz kalıcağımı hesaplayamadım.Elimin kolumun büyük yerden kesileceğini ummadım.Şimdi inanması güçte olsa artık birlikte olamiycaz.Söyleyecek çok seş var, ama zaten bunların hepsini konuştuk.Yazmak bile zorlaşıyo.Herşeyin zor geldiği gibi.Sanma ki bulutların üzerinden tek başına düştün.Sanma ki ben seni tepeden aşağı bıraktım.Sen düşerken bu sefer, son sefer tutamadım elini.Beni tutup kurtarmak isteyenler bilmediler ki yerim senin yanın.Bilmediler ki sensizliğe alışmaya çalışmak ne kadar dayanılmaz bir acı veriyor.Duramadım ayaklarımın üzerinde senide alıp bi başımıza hayatımızı kuralım.

      OLMADI...İstemeyerek gidiyorum.Kalmam çare değildi hiçbir sıkıntıya.Düzelmezdi hiçbiri gitmemekle.Ama şunu bil,belki bu yeterli değil ama yüreğimden hiç gitmeyeceksin.Orda saklıycam seni biyere,ömrümün sonuna kadar benimle kalacaksın.Hayalini getiricem gözümün önüne.Özel günlerimizde geçip bi yere seni hayal edicem.Dinlediğimiz şarkılarda seni bulucam.Bebeğim..Böyle olmasını hiç istemedim.Ama uymak zorundayım onlara.Sonu yıkımım olsada uymak zorundayım.Unutma beni olma mı? Dinsede ağrın birgün çıkarıp atma yüreğinden.Bi köşede dururum ben.Ben ömrümün son anına kadar saklıycam seni içimde.Son kez söylüyorum bunu sana,seni çok sevdim,çok seviyorum,hepte sevicem...Hoşçakal Bitaneciğim...

 

online :
cheap sheds

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Arama