Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim Allah`tan başka ilah olmadığına Allah`ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed`in onun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsa`nın da Allah`ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem`e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır.

« Önceki | Sonraki »

8/5/2007

Yeni Başlanılmış Bir Roman..

Kaç hayatlık acı taşıyor gözlerimin rengi.
Puslu bir akşam üstü beliren ayışığının şavkı vuruyor, bütün ağaçların kovuklarına..
Bir varmış, bir yokmuş...
Evvel zaman içinde başlayan bir hiyakemin olmayışındandır bütün bu sol yanı vurgunlarım.
Sonra elin tersiyle ittiklerimin kevgirimsi açtığı delikler yüreğimde..
Gözlerimi kapatıp karanlığa, kaç hayatlık acı layık gördünüz bana diyorum. Biliyorum hiç kimse cevap veremeyecek bu soruma.
Bazen soruyorum, cevap alamayacağım soruları.
Duvarlar küs.. Ben küs..

Evime yeni aldığım bir tablo ile yeni yeni tanışmaya başladım.
Hani şu orta boy manzaralı tablolardan.
Hep dikkatimi çekerdi ressamlar kendi sergilerinde resmin karşısına geçip,
kollarını çapraz bağlayarak yan bakarlar, ve manalı manalı yorumlar devirmeye çalışırlardı.
Oysa kendileride biliyorlardı, neden çizdiklerini.
Şimdi bakıyorum öylece, bende bu ressam gibi bir mana çıkarabilir miyim diye. Tablo yabancı kalıyor.
Ben yorumsuz.
Öylesine bir manzara. Birde en kuytusunda resmin ufacık bir balıkçı salını terkediyor akşamüstü günbatımında.
Keşke bende orada olabilseydim..

Uyumak istiyorum...

Uyumak...

DiLSuZ

3/3/2007

İtirafınız...

Vakit, yalpalanmaya az-uz kala...


Gözümün önünden geçiyorsunuz..
Yollar,
Evler,
Raylar,
İnsanlar..
Sizler..
Ben gidiyorum..

Geçiyorsunuz her biriniz kırılgan yanlarımı bilircesine yaralayarak.
En kırıcı gülüşlerinizi gösterip geçiyorsunuz yanımdan.
Ve sonra affedilmeyi bekliyorsunuz benden.
Acıtıyorsunuz diyorum, inanmıyorsunuz bana..

Bugün bambaşkayım,
Şizofren bakıyorum dünyaya.

Her yer buz..
Hiç sormadınız, neden ısınmıyor gözlerin diye...
Neden hep kuytularda ağladığımı sormuyor ve bilmek istemiyorsunuz.
Bizi suçluyorsun deyip es geçiyorsunuz...

Ben başkayım bugün işte.
Soluğumun bittiği yerdeyim...

Herzamanki başkalığımın en başka halindeyim.
Deliyim, biliyorum.
Siz söylediniz bunu bana defalarca..
Ruhum bozuk evet,
salıyorum kendimi uçurumlara..
Bürünmüş akıl bağlarım en çözülmez düğümlerin engeline
ve sağıyorum kanayan yanlarımı bir boş kovaya...


Şizofrenim bugün hep olduğumdan daha fazla..


Gözlerim başka bakıyor dünyaya
Tutmuyorsunuz ellerimi, kaldırmıyorsunuz yerden..
Şizofrenim..
Öyleyse bende...
salıveriyorum kendimi en kuytumdaki boş uçurumlara...


DiLSuZ

3/3/2007

DiLSuZ - Bu zeminde bana hep susmak düştü (Klip)

25/2/2007

Kardelen'e Kefen Giydirmişler




Yolun kıyısında küçük bir kardelen
Ne endamlı, nede güzel
Boynun bükük ey kardelen
Sana da mı giydirdiler kefen?

Bazen güllere beyazlığınla örnek oldun
Bazen güller utancından kızardılar..
Hayalı edepli duruşun, abidemsi tavrın
Çiçeklere çiçekliklerini unutturdu..
Hiç kaldırmadın başını yerden,
Hiç kar'a taviz vermeden yardın yerleri.
Buradaydın ama zamansız geldin...

Kısa oldu ömrün, kokun ise dimağlarda kaldı..

Kefen mi giydin Kardelen?
Boynun hiç dikilmedi isyankarca..
Güneşe bakmaya korktun, çekindin
Kardelen seni de mi üzdüler?
Neden bu hüzün neden bu haya?

Allah; derken çiğ oldu gözyaşın..
Kardelen
Haya abidem..
Bir kere zamanlı gelseydin?
Bi kere kalsaydın özlemleri unuttursaydın..

Kardelen?
Ben mi?
Belki Zamansız olan benim..
Beklemesini ve görmesini bilmeyen benim..

Kardelen...
Bekle..

Bir kefende bana ver..
Giydir bir de bana..huşu hulleni..
El ver.. Toprağa götür...

Kardelen..


DiLSuZ

25/2/2007

Ağlamayı Nereden Öğrendin Sen Ey Çocuk?

Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma ey Çocuk!..
Ve seni sevmem, sana olan ilgim belki ağlayışındandı..
Gözlerinden süzülen bir kaç damla yaş ile, anlattın bana..
Anlattıkların suskunluktan ibaretti..
Ve dinlediğim ömrümün en uzun hikayesiydi
Ağlama diyemedim, ey Çocuk..
Ağlamayı unutanların yerine sen ağla..
Ve sevmeyi unutanların yerine sen hatırla..

Suskunluk anından sonra...

Hikayelerin dökülürken gözlerinden,
Ellerin korkusuzca uzandı düşlerime...
Belki seni bundan sevdim..
Bakışlarında hiç korku olmayışı çekti böylesine beni..
Söylediklerinde hep birşeyler vardı,
Gizemden öte bir arayıştı sanki..

Baktım kaldım öylece yüzüne..
Dedim ki; ''Ağlama ey Çocuk!.. Öyle mahzunca bakma...''

Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma sen çocuk..
''Bırak üzülmeyi! Bir tek sen misin sevilmeyi unutan?''
Yine ağladın ey çocuk..
Çok mu dokundum yüreğine yoksa?
Gözlerine çok mu baktım, çok mu anladım seni..?
Çok mu ağladım senin gibi..?

Çaresiz misin ey çocuk?...
Sarkıt gibi yerinde donma, ne ileri ne geri gidebiliyorsun ey Çocuk..!

Yine geldin düşlerime, en güzel yerinde hemde.
Ağlamayı sen nereden öğrendin ey çocuk?
Gözlerinden akan yaşlar hiç değmezdi yanaklarına
Avuç açsam ellerime düşerdin..
Ve ben sana düşerdim.. zaman zaman..

Seni görünce ne istediğimi öğrendim ey çocuk..
Sen bana benim kendimde unuttuğum yanlarımı hatırlattın,
Ben ise seni unutmaktan korkuyordum..
Ağlamakların bana çok benziyor ey çocuk!..

En umulmaz anda senfoni gibi girdin dünyama..
Ve çengisi sendin..
Çalgısı sendin..
Düğünüm sendin..
Cenazem sendin..
Sen ağlamaklı halimdin benim..

Düşlerimin en güzelinde çıktın sen karşıma ey çocuk!..
''Bırak üzülmeyi'' dedim. ''Yalnız sen misin bir düşün, sevilmeyi unutan...?''
Buruk bir tadı vardı yalnızlığımın,
sen hep kalabalıklar içinde kim?
Ben hep yalnızlıklar içinde kim?
Kimliklerimiz belli değildi ey Çocuk!..


Yaşantımın en zor zamanında çıktın karşıma ey Çocuk!..
Yürüdüğüm papatya bahçesinde gördüğüm sarı bir güldün sen..
Gözünden dökülen yaş.. Seherde güle düşen bir çiğ'di..
''Elim kolum bağlı, nereye kadar dedin..''

Söyle şimdi ey çocuk!
''Sadece sen misin zincirleri orasında burasında?''
''Her tutsağın bir kaçışı, bir tahliyesi..
Her gecenin de bir sabahı vardı''

Benim gözlerine bakışım bitmedi..
Suskunluğun duvara çarptı ve kalbime indin..

Ve SEN..

Benim en yalnız halimdin...

DiLSuZ

online :
cheap sheds

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Arama