Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim Allah`tan başka ilah olmadığına Allah`ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed`in onun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsa`nın da Allah`ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem`e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır.

21/10/2007

1829 Kere Seni Seviyorum...

Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim...
Ve sen çağırdığına pişman olabilirsin!

-Sen geç bakalım dalganı...

-Dalga geçmiyorum ben...

- Bende... 1827. kez söylüyorum, SENİ SEVİYORUM!...

- Yapma! Allah aşkına... Aşk sence sevmek midir sadece?.. Aşkın anlamı
severken, sevilmektir de aynı zamanda. Tek taraflı aşk, platonik
olmaktan öte gidemez ve her platonik aşkın altında biraz mazoşistim
yatar. Sen mazoşist misin?

- Hayır! Ben sadece aşığım....

- Bende değilim ve olmaya hiç niyetim yok...

- Tamam, pekiyi. Mazoşist bir aşığım, ama en azından aşığım. Peki sen
nesin? Bir hiç... Aşktan korkan bir zavallı...

- Bir zavallı olmayı asla kabul edemem, çünkü değilim. Sadece,
kırıklarını aldırdım kalbimin, çıkartıp astım portmantoya!!!

- Sen kalbini istediğin sekilde kullan, istediğin yere as!, istersen
git dar ağacına as! Ama bana karışma, TAMAM MI??

- Tamam canım, İSTER SEV, İSTER NEFRET ET! Hem niye kızıyorsun... Hani
beni seviyordun? Seven, sevilene böyle bağırır mı?

- Evet seni seviyorum... 1828 oldu...

- Bu kaç bine kadar sürecek sence?

- Sende beni sevdiğini itiraf edinceye kadar...

- Hımmmm... Tam tahmin ettiğim gibi ..Tam bir erkek mantalitesi, tabii,
bende seni sevdiğimi söylediğim gün ve anda, beni sevdiğini söylemekten
vazgeçeceksin değil mi? Nasılsa kaleyi fethetmiş, zaferini kazanmış
olacaksın, ve AŞK İLK ÖLÜMCÜL DARBESİNİ ALMIŞ OLACAK...Kaçınılmaz sona
yaklaşacak yavaş yavaş...

- Hayyyyyyddaaaaaaa !!! Ya sen ne garip bir insansın.... Yemin ederim
bazen kendime şaşıyorum, ben sana nasıl asık oldum? Kaçınılmaz son
neymiş pekiyi...?

- Kaçınılmaz son, geriye kalan, bölünmüş darmadağın olmuş duygu
parçaları. Sana gelince, sen mazoşistsinde ondan bana asık oldun, tek
istediğin acı çekmek... Belki de biraz sadistsin, beni de kendine aşık
ettirip bana da acılar yaşatmak istiyorsun...

- Pes doğrusu...TEK SUÇUM SANA ASIK OLMAK! ben sadece asığım,
asık!Tabii senin gözünde mazoşist ve sadist bir aşık! Sen nesin peki?
Sen bir aşık bile değilsin, buna ne demeli? TAŞ KALPLI, duygu fakiri...

- Aşık olmak isteyen kim? Aşk bu fani dünyanın fani bir duygusudur...
Insanı sömürür... İnsani parçalara böler ve her parçadan, yeni bir
başka sen doğmasına sebep olur ki, bu parçaların ham maddesi
acıdır...Sende, senden yeni doğan senleri tanımak için, yıllarca
uğraşır durursun. Bir aşkın arkasından, değer mi?

- Tabii değer. Aşk yeryüzünde ki en kutsal duygu, yaşattığı tüm acılara
değer! Bence sen aşktan çok, aşkın içinde barındırdığı hüzün, öfke,
mutluluk, kıskanma, sahiplenme ve göz yaşını yasamaktan korkuyorsun! Ve
böylece duygusuz olarak yaşamayı yeğliyorsun, oysa bu duyguları sadece
aşk içinde yaşamayız ki, hayatımızın her kesiminde yer alır bu
duygular, bu duygulardır aslında bizi biz yapan ve bilsen neleri
kaybediyorsun, aşksız yaşamayı seçerek. Oysa ne kadar kaçsan da o
duygular bir gün seni bulacak...Çünkü dünya var oldukça aşk da var
olacak,sen kabul etsen de etmesen de!Zaten hep vardı...

- Hiç de değil! Aşk gelip geçici bir duygudur...İnsan sadece bir kez
asık olur, O da askın ne illet bir şey olduğunu bilmediği için, sonra
biraz akıllı ise AŞKI öğrenir ve bir daha asık olmaz...sevebilir tabii
, ona itirazım yok...

- Sence aşık olmak ile, sevmek arasında ki fark ne?

- Aslınsd hem birbirine çok yakın, hem de çok uzak iki duygu!

- Nasıl yani? Açıkla...

- Konuyu nereye çekmek istiyorsun?

- Konuyu buraya sen getirdin, benim konu falan çekiştirdiğim yok...Hadi
dinliyorum.... Açıkla bakalım! Aşk ve sevmek ve aralarında ki fark?

- Aşk içinde , mutluluğu,hüznü, hazzı, sahiplenmeyi, kıskanmayı, öfkeyi

barındırır. Çok karışık duygular yumağıdır, şiddetli yaşanır. Hatta bu
duyguların en yüksek dozda yaşanma seklidir... Sevgi ise aşkın daha
uysal halidir, daha halimsalimdir. Kesinlikle, aşk gibi yıkıcı ve
kırıcı degildir, bu yüzden ömrü daha uzundur.
- Evet?

- Evet ne?

- Devam et?

- Şu anda aşık olduğunu söyleyen sensin, ben değil.. Sen tarif et askı,
ben taş kalplide ögreneyim. Hem 1829 a ne oldu?

- 1828 de durdu...

- Neden?

- Sen öyle istediğinden...

- Yani 1828 de durdu, öyle mi?

- Öyle...

- Aşk yılmak mıdır?

- Aşk nazlanmak mıdır?

- Ben nazlanmıyorum..

- Nazlanıyorsun, üstelik korkuyorsun...

- Senden mi?

- Aşktan...

- 1829. kere beni sevdiğin söylemeyecek misin?

- Beni sevmeyen birine 1828 kere söyledim. Bu kadar yeter!

- Yıldın işte...

- Yılmadım sadece yoruldum...

- Neden beni sevmekten mi?

- Hayır seni sevdiğimi söylemekten...

- Beni sevdiğini söylemekten yorulan, kısa bir süre sonra beni
sevmekten de yorulur.

- ...........

- Neden susuyorsun...?

- Çünkü ben bir sadist ve mazoistim. Sen konuşmamı istedikse susuyorum,
susamı istediğin zamanda konuşuyorum. Sana acı vermek için, birde sana
asık bir mazosittim ya, sen acı çekiyorsun diye, bende acı cekiyor ve
böylece kendime de bir başka acı yaşatıp, cifte mutluluk duyuyorum.
-Çok komıksın!

- Senin kadar degil...

- Benim nerem komik? Ben cok ciddiyim...

- Aşktan korkman komik ve bunu itiraf bile edememem komik.

- Bak ben aşktan korkmuyorum, sadece aşkı tanıyorum. Aşk acı demektir

ve ben, sen bu acıları yaşa istemiyorum...
- Neden?

- Acı çekme diye...

- Benim acı çekip- çekmemem, seni neden ilgilendiriyor?

- Çünkü seni seviyorum ama dostça!

- Dostça?

- Evet!

- ..........
- ..........
- İlk aşkın kimdi?

- Bir yaz aşkı idi... Hani bir şarkı var ya, sanırım Zerrin Özer
söylüyordu... Sen bana, ben sana komşu evlerde, kök sarmaşıklar gibi
sarıldık o yaz...!!

- Ondan sonra mi kalbinin kırıklarını aldırdın ve astın portmantoya?

- Hayır! Daha sonra...

- Ne kadar sonra?

- Akıllanmam için gerekli zaman geçtikten sonra...

- Sen akıllı mısın şimdi?

- Tabiiiiiii..

- Pekiyi,çok zeki kız! Seni aklınla baş başa bırakıyorum...

- Nereye?

- Dışarıya çıkacağım, yürürüm belki biraz!

- Hadi git! Beni benimle bırak giderken... Başka bir şey istemem
ayrılırken!

- Bak bana sürekli şarkı sözleri ile karşılık verip durma!Hem tüm bu
şarkıların ilham kaynağı, üzgünüm ama AŞK. Sen inanmazsın ya hani,
belirteyim dedim.

- Sen beni sevdiğini 1829. kez söylemeyecek misin şimdi?

- Hem beni sevmiyorsun, aşk fanidir diyorsun, kalbini çıkartıp

portmantoya asıyorsun. Hem de seni sevdiğimi söylemeni istiyorsun?
Neden?

- Şey.... yanii.... Alışkanlık galiba... Eee kolay değil, 1828 kere
beni sevdiğini duydum..

- Sigarayı bırakabildiğine göre bu alışkanlığından da vazgeçebilirsin
sanırım, bence vazgeçsen iyi olur! Çünkü artık o dememi istedigin seyi
söylemiyecegim... 1828 kere yeterli bir aşk için...

- Yani söylemeyeceksin?

- Niye söyleyim?.. ben sadist, mazoist biriyim.

- Tam öyle demek istemedim aslında..

- Ne demek istedin?

- Ben şey... galiba şey demek istedim.... Birinden sevildiğini duymak
yine de güzel bir şey demek istedim...

- Sevdiğin birinden de, sürekli sevilmediğini duymak hiç güzel bir şey
değil...
- ........
- ........
- Ben cıkıyorum, görüşürüz...

- Nereye gidiyorsun?

- Bilmiyorum, sadece gidiyorum...

- .....?

- Efendim?
- ........
- Seni dinliyorum....

- Şey diyecektim....

- Ne diyecektin?

- Şey... Senin hızına yetişmek pek kolay değil ama...
- Evet?

- Galiba...

- Evet?

- Şey...GALİBA GİTMENİ İSTEMİYORUM..

- Neden?

- Çünkü galiba BENDE, seni seviyorum 1!

- Biliyorum... Ben de seni seviyorum...1829...

21/3/2007

İşte aşk diye buna derim ben!..

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz degneği ve el yordami ile otobüse binmişti.
Şöför : Soldan üçüncü sira bos hanimefendi, dedi.
Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça yakisikli bir hava subayi idi. Bundan birkaç ay önce yanlis bir teshis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadin ve asla göremeyecekti.
Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi ögrenince yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar cesaret verecekti.
Günler geçiyordu. Kadin her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu. Esinin bu içine kapanik,karamsar hali kocayi çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapmasi gerekiyordu, karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasinda kayboluyordu.
Bütün gün düsündü koca nasil yardim edebilirim güzeller güzeli esime. Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve nesesizdi. Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu acti.
Karisi dehsetle gözlerini acti.Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi.
Kocasi ona destek olacagini her sabah ise onu kendisinin birakacagini ve aksam alacagini ve ona çok güvendigini söyledi. Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu.
Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini çok seviyordu ve onu kirmak istemiyordu.
Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari aliyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi karisi eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu , kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti.
Aksam karisina: Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi,. Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi. Kocasi israr edince onu yine kiramadi ve bütün cesaretini topladi bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.
Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu ..
Günler günleri kovaladi hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför :
- Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi.
Kadin kendisine söylenip söylenmedigini anlayamadan, neden , diye sordu.
Soför, - Çünkü her sabah sizin arkanizdan bir hava subayi genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil isikta yolun karsisina geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanizdan öpücük yollayip size her gün sevgiyle el salliyor , dedi."

21/3/2007

ATEŞ ile SUYUN hikayesİ

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,ateş, kül olmaya başlamış.Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu, Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış;aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki:Ateş sudan,
su ateşten kaçar olmuş..Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...

online :
cheap sheds

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Arama